Beyaz Gemi Özeti ve Analizi

Cengiz Aytmatov Beyaz Vapur tarafınca yazılan, birçok okuyucu şaşırdı. İnsan ve tabiat kavramlarını kullanan eserde birçok trajik unsur yer verilmiştir. Bu mükemmel kitabı seviyoruz.Beyaz geminin özeti ve analizi ” Ilkin beraber kitabın özetine bakalım. O halde kitap tahlilinde dikkat edilmesi ihtiyaç duyulan noktaları inceleyelim.

Beyaz vapur özeti

“Beyaz vapur”, minik bir köyde yaşayan bir çocuğun bakış açısından hayalleri ve yaşamı aktarıyor.

San-Taş vadisinde üç ev var ve burada bir tek çocuklar, dede Mümin, büyükanne Orozkul, Gülcemal, Seydahmet ve Bekey Hala yaşıyor. Bu evlerden birinde çocuk, büyükannesi ve büyükbabası ve üvey anası beraber yaşıyordu. San-Tash vadisi, vadiler ve yamaçlar içinde bir bölgedir. Çocuğun burada asla arkadaşı yok. Yaşamı oldukça can sıkan.

Burada çocuğun en büyük eğlencesi dürbünle İşik Gölü’nü seyretmek. Geçen beyaz gemiye baktı. Çocuk, hayallerle yaşamayı seven kişidir. Bu sebeple büyükbabası ona hep peri masalları anlatır. Çocuk, büyükbabasının anlattığı masallara inanarak devamlı rüya görür. O küçükken anası ve babası ayrıldı. Babasının o beyaz gemide çalıştığına ve bigün balık olacağına ve babasıyla tanışacağına inanıyor.

Çocuğun büyükbabası akıllı bir adam. Bundan dolayı kendisine Bilge Mümin lakabı takılmıştır. Damadı Orozkul alkolik ve oldukça sinirlidir. Müminin büyükbabası ile beraber çalışırlar. Orozkul’un eşi Bekey kısır bir insandır. Orozkul her gece içki içiyor ve evladı olmadığı için Beke’yi dövüyor.

Orozkul’un vaadi

Orozkul, dostlarıyla bigün içki içmeye söz verir. Kütüğü kesecek, ağaçtan indirecek, vadiyi geçecek ve kamyona yükleyecek. Uyandığında verdiği sözden pişmanlık duyar. Fakat artık oldukça geç. Sözüne gore kütüğü kaldırması gerekiyor. Vadide bazen bir kamyon, “Otomobil Dükkanı” denilen yere eşya bırakıyor. İnanan dede buradan çocuğa okul çantası alır.

Bir yıl sonrasında çocuk okula gitmeye adım atar. Dedesinin öykü anlatımını oldukça seven çocuk, hep “Boynuzlu Geyik Anne” öyküsünü dinler. Büyükbabasına gore, soyları Boynuzlu Geyik Ana’ya dayanmaktadır. Masalda, Maral çocuğunu terk eder ve San Tash vadisinin arkasına gider. Sadece gene de çocuğunu korumaya devam ediyor.

Büyükbaba, evladı okula başladığı günden itibaren yanında getirir. Bigün yol kenarında taşlarla oynarken kuru ot almaya gelen beş altı otomobil görmüş. Çocuk bu kamyonların peşinden koşmaya adım atar. Genç sürücü Gülübeg evladı görünce durup onunla konuştu. Çocuğun büyükbabasını tanıdığını ve Boynuzlu Geyik Ana’nın soyundan geldiğini söylüyor.

Uzun süredir görülmeyen geyik

Mümin Dede ve Orozkul beraber çalışmanın mutluluğunu yaşıyor. Fakat oldukça meşgul oldukları için geyiklerle baş edemezler. Aynı gün Mümin Dada, torununu okuldan almak için izin istedi. Orozkul, yapılacak daha çok iş olmasına izin vermez. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar sistemden çıkamazlar. Saatin geçtiğini gören Mümin Dede, izin almadan torununu almaya gitti.

Yolda öğretmeninin evladı getirdiğini görür. Öğretmenden özür diler ve evladı alır götürür. Çocuk dedesine kızgın. Bu yüzden onunla konuşmuyor. Dede, Boynuzlu Anne Geyik’i çocuk onunla barışsın diye gördüğünü söyler. Çocuk bunu duyunca heyecanlandı ve dedesine ormana gitmesi için yalvardı. Fakat oldukça geç ve eve gitmeleri gerekiyor.

Eve geldiklerinde Orozkul’un oldukça sinirli bulunduğunu görürler. Karısı Becky’yi de dövdü. Çocuk bu manzaraya oldukça üzülür ve odasında uyur. O gece dışarıda büyük bir kar fırtınası vardı. Bunun üstüne Gülübağ ve arkadaşları Mümin Dede’ye sığındı. Sabah gene yola çıktılar. O sabah Orozkul’un sarhoş arkadaşları gelir.

nehirden çık

Orozkul ve arkadaşları Seydahmet ve Kokatay, her gün dışarı çıkmak için nehire giderler. Bu sırada dede onları affetmek için Orozkul’un peşine düşer. Kütleyi kaldırırken geyik yeniden ortaya çıkıyor. Fakat geyik kimsenin umurunda değil. Son olarak, kütük çıkarılır ve kamyona yüklenir. Gece hep beraber Orozkul’un evine dönerler.

Çocuk o gün hastadır. Akşam kahkahalarla uyanır ve bahçeye gider. Her insanın oldukça mutlu ve sarhoş bulunduğunu görür. Mümin Dede et dolu tencerenin başlangıcında ateşle oynuyor. Çocuk büyükbabasını arar. Fakat babam onu ​​duymuyor. Bu sırada çocuk fena bir şey bulunduğunu hisseder. Etrafınıza bakmış olduğunuzda kanı kurumamış geyik derisine rastlarsınız. Orozkul, geyik boynuzlarını kırmakla meşgul.

Çocuk her şeyi tahmin etti. Korkuya dayanamayarak odasına gitti ve ağlamaya başladı. Bu sırada bigün Gülübey’in gelip Orozkulu’nun yerine geçeceğini hayal eder. Bu sırada çocuk güler ve yeniden uyanır. Seydahmet güler ve gün içinde olanları anlatmaya adım atar.

Boynuzlu Geyik Annenin Vurulması

Seydahmet ve Mümin Dede, kalabalığı kamyona yerleştirdikten sonrasında çalışmak için ormana gider. O sırada gene geyik görürler. Seydahmet halkı vurmak ister fakat Mümin Baba buna karşıdır. Bu sırada Seydahmet geyiği takip etmeye adım atar. Sarhoş olduğundan nişanlanamıyor. Bundan dolayı Mümin, Dede’nin kendisine vurmasını ister.

Seydahmat dedeni korkutmuş. Dada Orozkul’un kendisini affedeceğine inanılmış olduğu Mümin de bilmeden geyiklerden birini öldürür. Bunu duyan çocuk yeniden dedesinin yanına gider. Büyükbabası yere düştü. Oğlan onu çağırır. Fakat Mümin Dede duymaz. Sonrasında çocuk balıkçı olacağını düşünerek suya atlar ve babasıyla tanışır. Su evladı taşır. Bir çocuk asla balıkçı olması imkansız.

Beyaz vapur karakter analizi

Cengiz Aytmatov
Cengiz Aytmatov, Beyaz Vapur’de insan ve tabiat arasındaki ilişkiyi araştırıyor.

Kitaptaki karakterler aslen gerçek hayatta tanıştığımız karakterler. Cengiz Aytmatov, karakterlerin özellikleriyle insanoğlunun doğayla olan bağlantısını göstermeye çalışmıştır. Bu durum kimi zaman çocuğun hayal gücünde, kimi zaman de insan egosunda görülür. Gelin hep beraber kitaptaki karakterlerin özelliklerine bakalım.

  • Çocuk: Bu, kitaptaki masumiyetin bir temsilidir. Anne ve babasının gidişiyle travma yaşayan çocuk, dedesinin anlattığı masallara sığınır. Babasıyla tanışacağı günü hayal eder ve bekler. Dedesinin kendisine tepki vermediğini görünce kendini suya attı. Gene rüya annesinin geleceğini umuyor. Fakat gerçek değişik.
  • inanan: İyi niyetin insandaki fena neticelerini gösterir. Deliye vurmak istemese de Orozkul’un affı ve tehditleri deliye vurmasına niçin olur. Burada insanoğlunun kendisiyle çelişki ortaya çıkıyor. Mümin, hissettiği günaha daha çok dayanamaz.
  • Orozkul: Kitap, insan egosunun neye sebep olabileceğini açıkça gösteriyor. Orozkul bir tek kendini bilir ve kimseyi anlamaz. Fena niyetleri başkalarına ve doğaya zarar verir. Orozkul için ataerkilliği temsil ettiğini de söyleyebiliriz. Evladı olmadığı için kısır karısını devamlı dövüyor ve ona ruhsal baskı yapıyor.
  • Beklemek: Orozkul’un eşi, Mümin Dede’nin kız evladıdır. Yaratı, oldukça sabırlı ve hoşgörülü bir bayan olarak sunulmaktadır. Kocasının ona karşı tutumuna karşın, o devamlı sakindir.
  • Seydahmet: Orozkul’dan sonrasında eserde zulmüyle tanınan şahıs tembel ve çirkin Seydahmet’tir. Enerjisini göstermek için insanları korkutan ve tehdit eden O’dur. Nadiren bir tek kendini ve bir geyiği vurarak almış olduğu zevki düşünür.
  • Gülcemal: Seydahmet’in karısıdır. Günlerinin çoğunu büyükannesine, kızına bakmakla ve Beke’ye yardım etmekle geçirir.
  • Qulubeg: O genç bir sürücü. Çocuklarla iyi bir ilişkisi vardır.
  • Koketay: O zalim ve zalim bir adamdır. Orozkul’un arkadaşıdır.

beyaz vapur kitap analizi

Yaratı, değerler çatışması açısından incelendiğinde en sık görülen olgu, tabiat ile insan arasındaki çatışmadır. Bu bakış açısıyla yazar, tabiat ile insan arasındaki bağlantıyı ortaya koymaktadır. Kimi zaman bir çocuğun hayal gücü, kimi zaman en bilge varlığın egosu. Gene eserde kadın-erkek çatışması ön plana çıkıyor. Orozkulla ile eşi içinde yaşananlar ataerkilliğin bir örneğidir.

Beyaz Vapur’de bulunan bir öteki nokta, çocuklar ve öteki yetişkinler arasındaki farklardır. Çocuk, tam bir masumiyete ve hayal gücüne haiz bir insanda iyi nitelikler gösterir. Sadece, öteki yetişkinler devamlı kişisel çıkarları olan bireylerdir. Mümin Dada, babaanne ve Bekey Orozkul maaş almış olduğu için her söylediğini hayata geçirmeye çalışır. Mesela Nine ve Bekey, torununu alacak olan Mümin Dede’ye sert tepki verir.

“Beyaz Vapur”de insan-doğa çatışması

Yaratı incelendiğinde ana mevzunun insanoğlunun tabiat ile çatışması olduğu görülmektedir. Ana kıymeti tabiat sevgisidir. Tabiat sevgisi, Mümin Dede ve çocuklarla beraber hayvan ve orman sevgisi şeklinde değerlerle geliştirilir. Seydahmet ve Orozkul gene doğaya karşı olduklarını gösterirler. İnsanın elindeki güç ve zenginlik sevgisinin doğaya iyi mi zarar verdiğini dikkate alır.

Burada bir noktadan sonrasında Mümin Dede’nin kendisiyle iyi mi çeliştiği görülüyor. Doğayı hakikaten sevmesine karşın, korkusu ve Orozkul’un tepkisi tabiat sevgisini yendi. Geyiğin vurulması pişmanlıkla sonuçlansa da bu durum değişmedi. Geyik öldü ve Mumin Dada yaşamış olduğu acı ve çelişkilerle yüzleşmek mecburiyetinde bırakıldı.

Seydahmet doğada nadir bulunan geyiğe av gözüyle bakar. Onun için geyik avlamak insanları eğlendirmek için yeterlidir. Kitapta insanların zenginlik hırsı tüm çıplaklığıyla anlatılmaktadır. Gene eserde doğa yenilse de yazar sonunda gerçeğin galip geleceğini okuyucuya sunmuştur. Yaratı, insan-doğa çatışması bağlamında doğruluk, hakkaniyet ve iyilik şeklinde değerlere değinmektedir.

Beyaz bir vapur resminde bayanlar ve erkekler arasındaki çatışma

Beyaz vapur (1976)
Beyaz Vapur 1976’da beyaz perdeye taşındı. Bu fotoğrafta Sabira Kumushaliyeva’nın büyükanne rolünü oynadığını görüyoruz.

Beyaz gemide iki hanım figürü var. Bunlardan ilki kocası tarafınca devamlı rahatsız etme edilen ve tepki vermeyen Bekey Teyze’dir. Ataerkilliği tamamen kabul etmiş biri olarak gösteriliyor. Diğeri ise durumdan yararlanarak kocası üstünde baskı kurmaya çalışan bir büyükannedir. Her iki hanım tipinin de parayı ana güç olarak görmüş olduğu söylenebilir. Bekey, kocası ona bakmış olduğu için tüm işkencelere katlanır. Nine, kendisine iş verdiği için kocasına da minnettardır.

Öteki bir bayan türü ise çocuğun annesidir. Ek olarak başka bir yerde emek harcayarak paradan tutum etmek istiyor. Bu sayede eşi izin verirse çocuğunu da yanına alabilecektir. Sadece görünen o ki adam egemenliğinin hakim olduğu bir durum var. Kadının çocuk sahibi olabilmesi için kocasının rızasını alması gerekir. Ek olarak Orozkul, yapıtlarında adam baskısını en iyi şekilde tasvir eder.

Orozkul iş yerinde kibirli, aşırı ve acımasızdır. Karısını rahatsız etme eder ve kısırlığı için devamlı bahaneler üretir. Bekey de çocuk sahibi olmamayı bir nalet olarak görüyor. Bu, toplumsal baskının ve ataerkilliğin bayanlar üstündeki tesirini göstermektedir. Bu sebeple Bekey, içinde bulundukları durumdan hep kendini görevli meblağ. Aslen iş yerindeki çaresizliği ona cemiyet tarafınca verilen bir roldür.

Beyaz Vapur Sanatında Çocuk Psikolojisi

Çocuğun çalışmadaki durumu son aşama ağlatısal. Anne ve babasından ayrılmak, çocuğun işteki ilk travmasıdır. Çocuğun asla arkadaşı yok. Tek sığınağı dedesinin anlattığı masallardır. Bundan dolayı anlatılan efsanelerin doğru bulunduğunu düşünür. Hep babasına kavuşacağı günün hayalini kurar.

Dedesinin tabiat sevgisiyle aşılanan çocuk, ölü geyiği görünce şok oldu. Olanları duyunca büyükbabası ile konuşmak ister. Sadece dedesinin tepkisizliği, bir an ilkin kaçmak istemesine niçin olur. Bu yüzden balıkçı olacağını düşünerek kendini suya atar. Sadece işler ummuş olduğu şeklinde olmadı. Su onu sürüklemeye başladı. Çocuk gerçeklerle acı bir halde yüzleşmek mecburiyetinde bırakıldı.

Kitap eleştirileri okumaktan hoşlanıyorsanız, size güzel bir önerimiz daha var: Doğu Ekspresi’ndeki Kabahat Kitabı’nın bir özeti ve incelemesi.

YORUMLAR

Bir cevap yazın